KAZ DAĞLARI VE HASAN BOĞULDU ŞELALESİ

Gezdiğin yerlerin sana bir anlam katması lazım çünkü tadının çıktığını ancak böyle anlayabiliyorsun. Gezmeyi, keşfetmeyi  her zaman  sevmişimdir ancak sevmenin yanında bunlar için fırsatın da olmalı. Bu aralar baya fırsat bulabiliyoruz. Şükür diyelim, aslında eşimin de benimle aynı kafada olmasının mutluluğunu yaşıyorum açıkçası. Geçen haftalarda gitmiş olduğumuz Kaz Dağları gezimizde çok eğlendik.



Havanın soğuk olması çok da etkilemedi bizi. Bir kaç ay öncesinde  internetten erken rezervasyon ile ayarladığımız otele geçtikten sonra gezi planımızı yaptık.


Sabah harika bir kahvaltı  yaptıktan sonra ilk durağımız Hasan Boğuldu Şelalesi oldu.
Hasan Boğuldu Şelalesi beni oldukça etkiledi. Köyün içinden geçip gittiğimiz sırada mezarlığın önünde "Hasan'a geçerken bir Fatiha okuyun. " tabelası insanın yüreğini burkuyor.
Şelalenin suyu oldukça berrak, sıklıkla kayalarla kaplı suyun akış hızı oldukça yüksek. Şelalenin bizi rahatsız eden tek sıkıntısı ne işe yaramadığını anlamadığımız mavi boruların şelalenin üzerinden  geçirilmesi. Bu durum, fotoğraf çekerek anlarını ölümsüzleştirmek isteyen birçok kişiye rahatsızlık vermiştir eminim.









    Şelalenin hemen yanında yemek yemeyi düşünürseniz şirin bir restoran var, yemekleri hakkında bilgimiz yok, ancak  iyi bir seçenek olabilir düşünenler için.



    Güzel köylü kızı Emine'nin aşkı için çok büyük sınav veren ancak aşkı uğruna şelalenin soğuk sularında hayata gözlerini yuman Hasan'ın göz yaşartan efsaneleşmiş hikayesinin  oradan ayrılırken kalbimizde bıraktığı burukluğu da yanımıza alarak oradan ayrılıyoruz.



   Yolumuz bu sefer dillere destan olan, gelenin tekrar gelmek isteyeceği Kaz Dağları  Milli Parkı'na düşüyor.
   Ben büyülendim ne yalan söyliyim. Şurada küçük bir dağ evim olsa da yaşasam dedirtiyor insana. Kaz Dağları Milli Parkı'na gireceğimiz zaman kapıda görevli ileride buzlanma olduğunu araba ile çok ilerleyemeyeceğimizi ve saat 17:00'de milli parkın kapanacağı konusundaki uyarıları da yanımıza alarak araba ile yavaş yavaş milli parkın içlerine doğru ilerliyoruz.
Kaz Dağlarının mitolojideki adı ile İda Dağı'nın bir çok bitkiye ev sahipliği yaptığını hatta kendine özgü bir bitki yapısının da olduğunu söylemek isterim. Her mevsim farklı farklı güzelliklerle size kollarını açan harika bir atmosfer.










  Kamp yapmak için işaretlediğimiz yerlerden biri, havalar ısınınca tekrar görmek için planlar yaparak ilerlemeye devam ediyoruz.
  Bir İzmir'li olarak kara her zaman büyük bir ilgim olmuştur,  ilerledikçe yolların kenarlarında gördüğümüz erimeye yüz tutmuş karlar bile beni heyecanlandırmaya yetti. Buzlanmanın  iyice arttığı yerde artık arabayı park etmenin daha sağlıklı olduğuna karar verdik ve yolumuza yürüyerek devam ettik. Hava soğuktu ama mutluluk gerçekten insanın fizyolojisini oldukça etkiliyor buna birkez daha tanıklık ettim. 5 yaşında bir çocuk gibi eşimle birbirimize kar attık, iş telaşı, hayat koşturmacası, stres vs.. herşey geride kalmış ve sanki o an, bizim için herşeyden daha farklıydı. Gezmek insanı gerçekten özgürleştiriyor, başka bir şey, başka bir duygu. İşin aslı hep güzel anılar biriktirmeye bakın, çünkü pazartesi sendromu ile boğuştuğunuz hayatınızda güzel anılara sarılıp güç buluyoruz ve yenilerini yaşamak için uğraşıyoruz. Biz gezdikçe ben anlatmaya devam edicem. Umarım sizde okumaya devam edersiniz. :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sarpıncık Deniz Feneri

TAHTAKUŞLAR ETNOGRAFYA MÜZESİ

Demircili Koyu (Urla)